Bu sefer de,Murat Bardakçı yazdı

Bu sefer de,Murat Bardakçı yazdı

Hristiyan âlemine şirin gözükmek için,olmalı

BU SIRALAR,AYASOFYA TARTIŞMASI VAR YA.

Haber Türkte,yazan Murat Bardakçı'da bu tartışmaya katıldı.

İşta,Murat Bardakçı'nı aktardıkları.

Atatürk,Ayasofya'yı ibadete kapatıp müzeye çevirmeye tâ 1923'te karar vermişti!

Ayasofya haftalardan buyana memleketin gündeminin en üst sırasına yerleşti ve Koronavirüs meselesini bile geride bıraktırıp artık dönüşü olmayan bir yola girdi…

Bu beklenti, heyecan ve hasret günlerinde birkaç sene önce ileri sürülen tuhaf, gerçeklerle alâkası olmayan ve mantık dışı bir iddia yeniden ortaya atıldı: “Ayasofya’nın müze haline getirilmesinden Atatürk’ün haberi olmadığı; bu işin ona duyurulmadan, sahte bir kararname ile yapıldığı” iddiası…

HERŞEYDEN HABERİ VARDIMustafa Kemal Paşa’nın Ayasofya hakkındaki düşünceleri, Grace Ellison’un 1923’te yayınladığı “An Englishwoman in Ankara” (Ankara’da bir İngiliz Kadın) isimli kitabın 244-245. sayfalarında yeralır.

Düşünün; Ayasofya gibi memle ketin en önemli, hattâ ilk sırada yeralan camiinde ibadet yasaklanacak ve mekân müze hâline getirilecek ama Türkiye'de olup biten herşeyden, memleketin en ücra köşesindeki vaziyetten bile ânında haberdar olan, her gün aldığı “dirlik-düzenlik raporları” sayesinde şehirlerde ne olup bittiğini en ince teferruatına kadar öğrenen Atatürk bunu bilmeyecek!

Daha açık söyleyeyim; Atatürk’ün böyle bir işten haberi olmaması bir tarafa,onun zamanında memlekette ondan habersiz sinek bile uçamazdı,sinek!

(Nede olsa,"tek adam" ya! yhy)

Dolayısı ile, Atatürk’ün Ayasofya’ya o günlerde gösterdiği yakın alâkadan bahseden kayıtları, haberleri ve resmî yazışmaları bile görmezden gelerek camiin Atatürk’ün bilgisi haricinde müzeye çevrildiği iddiası saçmalık hudutlarının da hayli ötesindedir!

Kaldı ki,Atatürk mekânın ibadete kapatılıp müze haline getirilmesini 24 Kasım 1934 tarihli meşhur kararnameden seneler önce düşünmektedir ve bu düşüncesini Grace Ellison adında bir İngiliz hanım gazeteciye tâââ 1923’te açıkça ifade etmiştir…

Grace Ellison,Türkiye’ye defalarca gelip gitmiş bir hanımdı. Sultan Abdülhamid zamanında bir müddet İstanbul’da yaşamış, Türk kadınları hakkında birkaç kitap yazmış, Abdülhamid’den mükâfat olarak bir nişan almış, Birinci Dünya Harbi senelerinde Avrupa’da hemşirelik yapmış, 1922’de TürkiyeGrace Ellison’un 1928’de çıkardığı “Turkey To-day” (Bugünkü Türkiye) isimli kitabının 24. sayfasında, Mustafa Kemal Paşa’nın dinlerle alâkalı görüşlerinin yeraldığı bahsin girişi.’ye dönerek Avrupa gazetelerine İstiklâl Harbi hakkında ve Türkiye lehinde haberler göndermiş, Mustafa Kemal Paşa ile de defalarca görüşmüştü.

Ellison, Mustafa Kemal’i ve onun kurduğu Yeni Türkiye’yi iki kitabında, 1923’te yayınladığı, “An Englishwoman in Ankara” (Ankara’da bir İngiliz Kadın) ile 1928’de çıkardığı “Turkey To-day” (Bugünkü Türkiye) isimli eserlerinde uzun uzun anlatacak ve Mustafa Kemal Paşa’nın hem Ayasofya, hem de din konusundaki fikirlerine de yer verecekti…

“MÜZE YAPILIR VEYA KAPANIR!”

Ayasofya bahsi, Ellison’un “Ankara’da bir İngiliz Kadın” isimli kitabında geçer…

30 Ağustos 1922’deki büyük zaferden kısa bir müddet sonra Vatikan’da Papa Pius ile görüşür ve daha fazla kan dökülmesi ihtimalinin Papa’yı endişelendirdiğini görür…

Ellison bu görüşmenin hemen ardından Türkiye’ye gelip Ankara’ya gider, Mustafa Kemal Paşa ile biraraya gelir ve zaferi yeni kazanmış olan Paşa’ya “Hristiyan dünyasına karşı nasıl iyi bir jest yapabileceğini, meselâ daha önce Hristiyan mâbedi olan Ayasofya’yı Hristiyanlığın kutsal lideri olan Papa’ya iade edip edemeyeceğini” sorar ve Paşa'dan şu cevabı alır;

Ayasofya gerçi bizim İslamî geleneğimizin bir parçasıdır. Hristiyanlar şayet tek bir kütle olsalardı bu mümkün olabilirdi ama Kilise o kadar çok bölünmüştür ki artık mümkün değildir. Böyle birşey Ruslar’ın, Yunanlılar’ın ve Anglikanlar’ın Ayasofya için bizim toprağımızda birbirleri ile savaşa tutuşmalarına sebebiyet verir; neticede sizin barış için düşündüğünüz jest sonsuz bir arbedeye, bir mücadeleye sebebiyet verir. Bununla beraber Hristiyanlığı dünyanın gözünde onore edebilmek için gücümüzün yettiği çabayı göstermeye çalışacağız. Ayasofya’yı cami olarak muhafaza etmemiz Katolik Kilisesi’ni hakikaten incittiği takdirde orayı müze hâline getirebilir veya ebediyyen kapat“An Englishwoman in Ankara” (Ankara’da bir İngiliz Kadın)’nın ilk sayfası.abiliriz. Hristiyan dünyasını kasten incittiğimizi hiç kimse söyleyememelidir”.

Söz burada,Grace Ellison'dan açılmışken,Mustafa Kemal'in Ellison’un 1928’de yayınladığı “Bugünkü Türkiye” isimli kitabının 24. sahifesinde geçen, dinler hakkındaki düşüncelerinin ilk cümlesini de nakledeyim;

Paşa, “Benim bir dinim yok, bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını arzu ediyorum” der!

Bu ifadelerin doğrGrace Ellison.u olamayacağını ve Ellison tarafından “uydurulduğunu” iddia edebilecekler için söyleyeyim; Grace Ellison,Ankara’nın iltifatına mazhar olmuş bir gazetecidir ve onun yazdık larından memnuniyet duyulduğu belgeler ile sabittir!

Mustafa Kemal Paşa'nın Ayasofya hakkındaki düşünceleri,Grace Ellison'un 1923’te yayınladığı “An English woman in Ankara” (Ankara'da bir İngiliz Kadın) isimli kitabın 244-245. sayfalarında yeralır.

PAŞA'NIN AYASOFYA HAKKINDA DÜŞÜNCELERİ

Grace Ellison’un 1928’de çıkardığı “Turkey To-day” (Bugünkü Türkiye) isimli kitabının 24. sayfasında, Mustafa Kemal Paşa’nın dinlerle alâkalı görüşlerinin yeraldığı bahsin girişi.

“An Englishwoman in Ankara” (Ankara’da bir İngiliz Kadın)'nın ilk sayfası.  (Resimde;Grace Ellison.)

* * *

Ayasofya tartışması,devam edeceğe benzer. YeniyurtHaberYorum.15.06.2020                                                                                                        

 

Yazar Hakkında
0 Yorum
Yorum Yapın