Ongun,Türk Mitolojisı

Ongun,Türk Mitolojisı

Ongun;

TÜRK MİTOLOJISI

Ongun; Ongun, eski Türklerin Tengricilik inancında, içinde bir ruhu barındıran bir cisme verilen isimdir.Diğer eski inanç sistemlerinde de bulunan totem ile karşı laştırı labilir. Aynı Amerika yerlilerin(Kızıldereliler) totemleri gibi,eski Türk boy larının da her birisinin kendine özel bir ongunu vardır.Bu genellikle kendi boylarını koruduğuna inan dık ları kutsal bir havyan türü ya da büyük bir atalarının ruhunu barındır dığına inandıkları bir cisimdir.

Azerbaycan'da, ongun geleneğinin İslam'da da uzun süre devam ettiğini tastıklayan,eski Türk mezarları bulunmaktadır (en yenileri 16'ncı yüzyıl). İslâm adetlerine göre inşa edilmiş bu mezarların taşlarında, ölen kişinin hangi boya ait olduğunu gösteren ongunları(sembil,logo) kazılıdır.

İçindekiler;

  • 1 Etimoloji;2 Ongun'un anlamı;3 Kaynakça;/4 Ayrıca bakınız

Etimoloji; Camiüt-Tevarih'e göre "ongun” kelimesi Türkçe "oytun” kelimesin den türemiştir. Türkler "hayırlı kutlu olsun" yerine "oytun bolsun" derlerdi/mış.

Ongun'un anlam,manası; Eski Türklerde Tanrı'nın yeryüzündeki varoluş biçimi. Tanrı sadece ongunlarla varlığını gösterirdi. Eski Türkler de (Gök Türkler,Oğuzlar.) ongunlara tapardı. Ama bu tapma sanıldığı gibi putlara tapma gibi değildir. Bu tapma ongunlardan ilham alma ve öldükten sonra ongunların hizmet etmesinden ibarettir.

Tarihî belgelerden her Türk boyunun bir "ongun"u olduğu bilinmektedir.

Bu „ongun“ genellikle kendisinden türediğine inanılan "Kurt,Kaplan, Dağ Keçisi,Koç“, Geyik, Boğa, At,Kartal, Şahin, Doğan",gibi hayvanların şeklini ayırıcı niteliği ortaya konulmuş bilgilerdir.

Oğuzların 24 boyunun 6 tane ongunu vardır.

Bunların hepsi yırtıcı kuşlardan seçilmiştir. Bilinenlerin dışında başka ongunlar da vardır,meselâ ;

Kotuz; İlk Türklerin yaşadığı İç Asya dünyası,boğayı, bilhassa Doğu'da yüksek zirvelerde yaşayan tüylü cinsi kotuz'u, bir kuvvet simgesi olarak görmekte ve bu simgeye çeşitli anlamlar atfetmek teydi." Her avcının vurduğu hayvan, onun ongunu sayılıyordu ve bayrağına resmediliyordu. Böylece vurulan ve eti yenen hayvanın ruhuna hulûl etmiş kabul ediliyordu. Hükümdarın ongunu ve ruhunun makamı ise kotuz (yak diye de bilinir) kuyruğundan tuğdu.”

Sıgun Geyik: R. Arat da, Kutadgu Bilig’in 5111. beytindeki sıgun’a “dağ keçisi” demiştir. G. Clauson ise sıgun kelimesini “maral geyiği” olarak tercüme etmiş ve Arapçasını el-ayyil olarak göstermiş. Araştırmamızın neticesinde, Türk metinlerinde sıgun’a verilen önem sonucunda, sıgun’un asıl hükümdar ongunu olduğu kanaatine varacağımızı şimdiden belirtelim.

Yine de Türk metinlerinde genel anlamda kullanılan sıgun geyik tabirini tercih edeceğiz. Böylece geyik ve dağ keçisi cinslerini bir arada anmak istemekteyiz.”

Dağ tekesi ve geyik motifleri, milattan önceki binyılda, Avrasya’da yaşayan bütün göçebe boyların başlıca ongunlarındandı.” “…sıgun geyik cinsi, Türklerde ölümsüzlüğün simgesiydi.”

Karaçay- Malkar Türkçesinde "Çugutur" adı verilen dağ keçisi de, Karaçay-Malkar Türklerinin eski kültüründe çok önemli bir yere sahiptir.

Kıyand ve Sungur: “Chou devrinde, av merasimde vurulan hayvanın onu vuranın ongunu olması geleneğini, Oğuz Kağan Destanı da hatırlatır. Oğuz Kağan, her biri hükümdarlık ongunu olan iki hayvan vurmuştu; bunlar su aygırı cinsinden bir kıyand ile sungurdu.”

FİNLER DE İSE...

Ku (Kuğu, Kuv, Hu, Gu, Kuba): Bazı Türk boyları, örneğin Altaylar'ın bir kolu olan Ku'lar (Lebedler) kuğudan türediklerine inanırlar. Lebed sözcüğü Rusça'da "kuğu" demektir ve bu halka Ruslar'ın verdiği isimdir. Lebedler, kendilerine Ku Kiji "Kuğu Kişi" derler.Finlerin Ku adlı Ay Tanrısı ile de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Çünkü Ay da tıpkı kuğu gibi güzelliği ve zerafeti sembolize eder. Eski Moğolcada kuğu demek olan Hun/Kun (Hung/Kung) kelimesinin aynı zamanda insan anlamına gelmesi dikkat çekicidir. Tunguz-Mançu dillerinde Kukı/Kuhu/Kukku şeklinde yer alır.Yakutça’da “Kögön” Tatarca Kügel sözcüğü yaban ördeği mânâsı taşır. Küke sözcüğü Gugukkuşu anlamına gelir. Bu anlam bağlantısı kuğuların kutsallığıyla ilgilidir.

BEREKET TANRISI / İslâmiyetten Önce

Ongun Han; Ongun Han - Türk ve Altay mitolojisinde Bereket Tanrısı. Bolluk ve bereketin kaynağıdır. Kıtlıkları giderir. Ekinlerin bereketli olmasını sağlar. Onun isteğiyle başaklar bire dokuz verirler.

Ongun sözcüğünün Türk dilinde yaygın olarak kullanılan ve birbiriyle yakından bağlantısı olan iki anlamı vardır.

  1. Kutsî hayvan ve onun sembolize edilmiş figürü. Kendisinin soyundan gelindiği düşünülen ve saygı duyulan, kutsal kabul edilen hayvan,nesne veya varlık. Bazen rüzgar bile bir ongun olabilir. Kimi zaman hayvan veya insan biçimli heykelciklerdir. Daha sonra arma şeklini almış ve bunlara da Ongan adı verilmiştir. Her boyun farklı bir kutsal hayvanı ve onu simgeleyen bir ongunu vardır. Bereket ve uğur getirdiğine inanılır. Ongun hayvanlarını yemek, yaralamak ve öldürmek yasaktır. Kabileler bu hayvandan türediklerine inanırlar. Yasaklara uymayanın başına felaketler gelir ve toplumdan dışlanır. Hatta bu hayvanların adlarını anmak dahi tabu (kutsî yasak) olarak kabul edilir.

  2. Bolluk,bereket. Ayrıca yararlılık, verimlilik, kutluluk, eksiksiz olma, gelişmişlik manalarını da içerir.Bir varlığın devamlılığı, çoğalma yeteneği. Bu anlam, sözcüğün "totem" şeklindeki ilk içeriği ile yakından bağlantılıdır. Çünkü bu bereketin,kutlu varlıklardan kaynaklandığına inanılır.

Kategori ;Türk Tanrıları/ Alt kategoriler;

Bu kategoride sadece bir alt kategori bulunmaktadı

"Türk Tanrıları" kategorisindeki sayfalar

Bu kategoride toplam 106 sayfa bulunmaktadır ve şu anda bunların 106 tanesi görülmektedir.

B..; Barak Ata ,/Baran Han,/Basaman,/Bayçomard,/Bekenbey

C..; Cahın ,/Cedey ,/Cılka ,/Cöhögöy Toyon

D..; Darhan,/Dayın Han ,/Dolun Han,/Duyar Han

E..; Elbis,/Erdeney,/Erkliğ Ha,/Erlik

G..;Gal Han,/Geyik Ata,/Gök Han

İ..; Izıh Han/K..; Kambar Ata ,/Kara Oğlanlar,/Karakuş Han,/Karluk Han

M..; Malahay,/May-Ata,/Mergen

O..; Okan Han,/Okay,/Ongun Han,/Oyor Han

S..; Sarkan,/Saya Han,/Sehen Han,/Sohan/Su Ata,/Sulukun,/Suyla(kadın),/Suğorun(kadın)

T..;Talay,/Tammuz ,/Tatay,/Tazşa,/Temir Han/Töz Han

U..; Ud Ata,/Ukulan ,/Ulu Ata,/Ulukun,/Usan Han,/Utkaçı

Y..; Yalçuk,/Yapanay,/Yayık ,/Yılan Ata,/Yo Han,/Yön Tanrıları

Z..; Zada,/Zarlık,/ZayağanÇ..;Çakay(Bey),/Çolpan

Ö..; Öt HanÜ..; Üren Han,/Ürüng Ayığ Toyon,/Ürüng Ağar Toyon

İ..; İrle Han(Bu,”Han” tanımını,Hindular,Afkan,Pakistan,vb ülkelerde kullanıyor,yhy)

Ş..; Şalık

Çakay; Türk ve Altay mitolojisinde “Yıldırım Tanrısı. “Çakkay” veya “Şakkay “olarak da bilinir.

Mesela,Çakay'ın,Özellikleri.;

Şimşekler ve yıldırımlar çaktırır. Yayına koyup attığı oklar, yıldırımlardır. -Yıldırım gibi,hızlıdır-,Yerdeki kötü ruhları izler ve onların saklandığı ağaçların üzerine ateşini gönderir. Yıldırım düşen ağaçtan bir parça alınıp saklanırsa eve kötü ruhların girmesi engellenir. Bazı Türk toplulukları „Yıldırım Tanrısı“'na süt ya da ayranı saçı (cansız kurban) olarak verirler.

Süt yıldırım ateşini söndürebilen ve uzak tutabilen tek şeydir. Yıldırımın düştüğü yer, artık Çakay Han’a aittir ve orayı kimse mülk edinmez. Moğollar şimşek ve yıldırım’dan korkarken Türkler bundan sevinç duyarlar. Moğol tarihinde yıldırım ve kapalı gökyüzü nedeni yle yarım kalan veya kaybedilen savaşlar olduğu söylenir. Türkler yıldırım düşünce at sürüp göğe ok atarak bu sevinçlerini gösterirler. Yıldırım baharda Yenigün’ün (Yeniyıl’ın) haberscisi demektir. Çünkü yıldırım da Tanrı’nın okudur. Onun oklarını kabul ettiğini böyle bildirmek gerekir. Ayrıca yıldırımın düştüğü yere tapınak yapılır. Yeryüzündeki tüm ilkel toplulukların ortak belleklerinde mutlaka yıldırımlara dair anılar (söylenceler) bulunur.

Çakılgan Han;Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde Şimşek Tanrısı'dır. Çakay Han ile benzer özellikler taşır. Kimi görüşlere göre aynı varlık, bazen de birbirlerinin kardeşidirler. Çakılgağan veya Sahılgağan (Şahılgağan,Şahılgan) olarak da telaffuz edilir. Şimşekler çaktırır. Fırlattığı şimşekler onun mızraklarıdır.

Türk kültüründe Yıldırım("Yıldırım çarpması" var ya)

Eski Türk inançlarına göre,Tanrı'nın başlıca silahı ve gücünü gösterme biçimidir. Türkler, ilk yıldırımın düşmesini, yeni yılın gelişinin habercisi olarak kabul ederler. Türkler gökten inen silahların "Yıldırım İyesi" tarafından gönderildiğine inanırlar.

Gökten(sema) gelen yıldırımın parçalarından hazırlanmış olan "Köroğlu" ve "Atilla"nın kılıçları kutsîdır. İnanışa göre,“ Yıldırım Tanrısı“, yeryüzünü kötü varlıklardan ve kötülüklerden temizlemek için, kendi çocuklarını yeryüzüne gönderir.

Potanin'e göre Bozkurt, „Yıldınm Tanrısı“ olarak düşünülürdü. Şamanların davula vurarak ses çıkarmalarındaki amacın bu sesi şimşek çakmasına benzetmek olduğu fikrini de yine ilk defa Potanin ileri sürmüştür.

(TÜRK LİRASIN DA  BOZKURT)

Çolpan Han ise; Çolpan; Türk, Altay, Moğol ve Buryat mitolojilerinde Gezegenler Tanrısı. Colman, Çolbun, Çolmun, Çulban, Çolman ve Moğolcada Solbon, Solbun, Sulban olarak da bilinir.

Özellikleri; Çoban Tanrısı;

Gezegenleri yönetir ve birbirleriyle çarpışmadan hareket etmelerini sağlar. Adı gökyüzündeki en parlak gezegenlerden birine verilmiştir (Venüs) Türklerde Dişil olarak algılanmıştır. Esege Han'ın oğludur. Bir kelime benzerliği sebebi ile,yanlış olarak “Çoban Yıldızı” dendiği de olur. Bir başka görüş,iddiaya göere de,Çobanların,bu yıldızı yön-tayın- bulmakta kullandığı ve bu sebeple de, Çolpan'ın aynı zamanda bir „Çoban Tanrısı“ olduğudur.

Çoban kılığında dağlarda gezdiği söylenir.Efsane ya...

Damadının adı,“Dögedey“ (Dogeday)'dır. Bazı kaynaklarda Toklok olarak da ye alır. Bu ismin verildiği gök cismi henüz tespit edile memiştir.

Tançulpan / Hun-Macarların „Şafak Tanrısı“ gibi

Şafak sökerken,“Tan ÇolbanıTançulpan Hanım - Türk ve Altay mitolojisinde“ Orman Tanrıçası“.

Çolpan ile alakalı bir ruhtur. Orman Tanrısının kızı veya torunu olarak bilinir.Omzuna yeşil şal örter. Rüzgardan daha hafif bir elbisesi vardır ve bütünn vücudu görünür.

Başında çiçeklerden bir çelenk vardır. Neşeli bir genç kızdır. Şafak sökerken gezer ve „Çolpan“ ile de akra badır. Macarların şafak Tanrıçası „Hajnal Anyácska'yı „akla getirmektedir.

Sözcük, Tan ve Çulpan kelimelerinin bileşik halidir. Türkçede Venüs gezegenine yaygın olarak "Tan Çulpanı (Tan Çolpanı)" denmek tedir;dolayısıyla bu Tanrıça aslında Moğollarda erkek olan "Çolpan“ın,Türk kültüründe“ dişil/dışı“ olarak tanımlama, kabul etmenin bir sonucu olduğu,düşünebilinir..

Bunlara ilaveler yapmak mümkündür.

Meselâ,“Ağaç Ata“ gibi.

Ağaç Ata - Türk Mitolojisinde ve halk kültüründe“ Ağaç Tanrı“. Farklı şivelerde Ağaç (Ağaş, Ağas,Yağaç, Yığaç, Cığaç, Eves) Ata olarak da bilinir. Moğolcada Mod ve Modun (Modon) Eçege olarak söylenir.

ÖZELLİKLERİ

Bazı Türk boyları örneğin Uygurlar ağaçtan türedik lerine inanırlar. İki nehrin kavşağında bulunan bir adacığın tam ortasında yan yana duran iki ağacın arasına düşen yıldırımlar sonrasında beş tane çadır belirir ve içlerinde birer tane çocuk oturmaktadır. Bu çocuklar o bölgedeki kavimlerce bulunurlar ve onların içinde yetişip büyürler ve Uygur’ların ataları olurlar. Gidip o iki ağaca saygı gösterirler ve bunun üzerine ağaçlar konuşup kendilerine alkımada (hayırdua) bulunurlar. Bu beş çocuğun adı ise şöyledir;

  1. Sonkur Tekin, / Yerle-Göğü Birleştiren

  2. Kotur Tekin,/Oğur (Or) Tekin,/Tükel Tekin,/Bögü Tekin.

Beş çocuk motifinin Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'in eski adı olan Pişbeg (Beş Bey) ile bağlantılı olma ihtimali de vardır. Bu isimlerden birisi olan Tükel sözcüğü Türk kültüründe zaten ağaçtan doğan kişiler için kullanılmaktadır. Bögü Tekin ise, Mani dinini Türklerde yayan kişidir ve aslında tarihte yaşamış gerçek bir kişi olmasına rağmen, ağaçtan doğma,efsanesine dahil edilmiştir.

Yerle göğü birleştiren „Yaşam Ağacı“ bazen "Demir Ağaç“ olarak da adlandırılır. Korkut Ata hikâye,öykülerindeki, „Basat“ adlı şahıs,kişi de (veya ataları da) ulu ve büyük bir ağaçtan türemiştir.

Dolganların kendilerine verdikleri diğer isim olan Tığa Kihi (Orman Kişi), ormanda yaşayan anlamına gelmektedir. Ancak doğrudan ele alındı ğında “Ağaç Adam(diye dahi çevirilebilir. Orman,kişi,şahıs tanımlaması ,“Terekeme“ adlı Türk boyunu da akla getirmektedir ve bu sözcük de terekle, yani ağaçla uğraşan çağırışımı yapmaktadır. Bazen Ağaç“ İyesi (malık/sahip/ olma)manasında da kullanılır.

YeniyurtHaberYorum

 

Yazar Hakkında
0 Yorum
Yorum Yapın