Ali Dayı'nın Oğlu Memed

Ali Dayı'nın Oğlu Memed

Yaşanmış hayatlar

YAŞANMIŞ HAYATLARDAN...

Ali Dayı'nın Oğlu Memed--

Bu hayatın hangi tarafından başlaşak bilemiyoruz?..

Yaşanmakta,yaşanmış hayatları aktarmak ta,tekrer yaşamak gibi çetin ve zordu.Bunun için” hangi taraftan başlasak?.. “,zorluğu ile yüzyüzeyiz!.

ALMANYA-ANKARA, MARMARIS, ÇEŞME'YE UZANAN BİR YOLCULUK...

(Çeşme İldir'de,O.Nuri Çabuk,bize bir arsa(tarla)satmıştı,Fındık'la oraları incelemeye gidiyorduk."Sahte vekalet,kimlikle satış yapıldığında tapu iptal edilmiş,paralarımız adeta Ege deinizine akmıştı.Bununda hikâyesi uzundu ya.)

(Ortada rahmetlı Alinun Ali Dayı,mehrum Yusuf Sancak,Hali Ağa,İstanbul Kasımpaşa hatırası)

BİZİM oğlan Marmaris'te çalışıyordu,gitmişken oanada uğrayacaktık.Oradan Çeşme'ye geçecektık.Maddı manevî kayıplar ah!..)

* * *

...Marmaris'e yolculuk için Ankara otobüs garına,arkadaş,Abdurrahman Fındık'la  gitmiştik.

Otobüsleri yolculuk durumları sorduk, soruşturduk, biletlerimi almış,çay,kafe içilen kafeteryada oturmuş, laflıyor,bir yandan da,gazetelere ve çevreye, gelengidenlere göz atıyoruz.

ANKARA GARIN'DA, SAÇLARINA AKLAR DÜŞMÜŞ BİRİ...

Baktım, çay ocağına doğru gelen kişi,bir kaç çay sipariş verip,etrafı gözetleyen, kıravatlı,düzgün giyimli,saçlarına aklar düşmüş, biri.”Dur hele..”, dedim, içimden”..ben bunu bir yerden tanıyorum..du...O da bizden tarfa bakıyorsa da,tanımıyor.Aradan yıllar geçmiştı ya...

Tamam,bu bizim Memed Usta,dedim.Biz onu İstanbul'da pastacı ustası yetişmek üzere-Ankara, Akman pastahanesi'nin ünlü ustası Yakup abiye teslim etmiştik hani..(bu da uzun bir hikâye ya,İstanbul'a da geleceğiz..)

Yanımdaki arkadaş,A.Fındık'a; ”..ben rol yapacağim, sen herşeye”tamam de” dembihlerde bulunduk. Şimdi,bunun kim olduğunu anlarız, dedik.Yakasındaki kıravatta, çalıştığı Otobüs fırmasını amplemi olan,zat,çayını yudumluyor,bir yandada yanındakiki ile..ateşli ateşli konuşuyordu. Yanımızdakı masaya çöküp oturunca, ”tamam,dedim,konuşma sıarsı şimdi bende.” Sesimi duysun diye,yüksek bir tonla,.. Sözde yanım daki arkadaşa..”..Ah!.. nerde o Anamın Başlı yoğurdu,nerde o Ali dayının katırcı muhleması?Hemşin nere,Angora nere?!..” . Adam,”Hemşin” adını duyar duymaz ayağa fırladı,şöyle bir kopuk edasıyla..” Kardeşim Siz Hemşin'den kimlerdesiniz?.. ”dedi.

Bende ,havamı bozmadan,”..ben değil,na şu arkadaş, Hemşinli.. dedim.

Memed-Mehmed-,denize düşmüş bilmem ne gibi,”Hemşinlafına sarıldı. Başladı soru yağmuruna!..

MEMED'LE ARKADAŞ,ŞURDAN BURDAN SOHBET EDERKEN.

Yirimi,25 sene önceki,İstanbul hatırası, sine ma, filim şeridi gibi,dönmye başlamıştı. Bizim,bir ara, İstanbul,Findikzade'de bir Pastahanemiz vardı.

Gurbetçi insanlar,tahsil yapamıyorsa,meslek oğrenirdi. Genelde,hemşerisi,hangi meseleği yapıyorsa, onuda yanına alır,iş ve meslek sahıbı yapardı.Bu pastacı,aşi,berber,inşaatcı,fırıncı,gibi dallarda,yetişir,ileride o mesleği,zenaatı sürdürürdü.

Böyle bir dönemlede, Ankara'dan,Yakup (Özçelik)Akman pastahanesin de çalışırken, İstanbulda ki,diger meslektaş bacanağı İstanbul'a getirmiş,meşhur bir Pastahaneye ortak yapmıştı.

Bizi bu Mehmed de,her mesleğe meyilli,ayran gönüllü birisi.

Aynı zamanda,Memed marifetli biri.

FINDIKZÂDE'DE BURÇ PASTAHANESİ...

ASKERDEN SONRA(1971 yıllar) BURASINI FAHRETTİN BEY'LE ORTAKLAŞA AÇMIŞTIK.

Buranın hikâyesini Alinun İsak Yıldız'a yada, Murtaza Yıldız'a anlatması lazımdı.

Önce,Burç pastahanesine yanımıza almış,bu mesleğı öğretmeye çalışıyordu.

Ağabeyi Cemil'de Almanya'dan izine gelmiş...

Benide peşine götürür beklentisi varsa da,ağabeyi pek atarftar değildi.

Dükkan öünde duran fort arabası'nın, pikapına,bir plağı çıkarıyor,otekini takiyor,Pastahane bahçesindekiler,hâni,hava atıyordu sada,bu seli gültüden rahatsız olanlar vardı.”..Memet,birak arabayı,geç içeri,işinin başına!..' Mehmed,şimarik bir evlat,çocuk edesiyla,zorlanarak,içeri giriyor...

Zeki ve çok çalışkan biri olan Mehmed'e  bir türlü kızamiyoruz...

ALİGALİP ÇUKULATA TEMSİLCİSİ HÜSEYİN BEY'E ZORLA KİM PASTAHENESİ AÇIYORUZ.

İzmir'in meşur Aligalip Çukulata,Şekerleme fabrıkasının,İstanbul temsilcisi,aslen Balıkesirli Hüseyin Bey vardı.İyi bir insandı.Madlen,pıralıl, gibi pastacılar için lüzmlü temel malzemelerden, baızılarını da, bu Bey'den alırdık.O da bize çok toleransı davranırdı.”Gel Hüseyin Bey sana bir Pastahane açalım,kal İstanbulda!..” teklifi verdik.

Hüsyin Bey,”..nasıl olur,ben bu işten anlamam!..” Merak etme sen!..Dukkanı bulaçağız,dezgahı kuracağız,malı da biz veririz..Biz senin yanındayız..” dedik ve işe başlamıştık bile.

İSTANBUL FINDIKZÂDE'DE  KİM PASAHANESİ AÇMIŞTIK.

O zamanlar,arada bir sicara tellerdi de...Bayanlar yonelik”kim” sigarası vardı,bunun adını”Kim”i koymuş,"Kim Pastahansi,"olmuştu bile.Epeyi zaman,ona bu burç pastahanemizde mal veriyordu. Dukkanın arka bölümüne de yavaş yavaş, imalat hanede hazırlıyor duk.

Bu arda,bizim Mehmed,”..abi,bu işi ben öğrendim,gelir sana mallarını yaparım” demiş.

Tamam,Mehmed,hamurlu işlerin bazıları,eh yapabiliyordu,boğaça,börek,çörek vs.gibi.

ÇUVAL ÇUVAL ŞEKERLER YANIYOR,MEMED USTA NEREDE?...

Bayramlar yaklaşıyor,bayı şkelrlemelrin yanı sıra,badem,fındık vb.ezmeler de yapardık. Mehmed bizde görmüştuya,"tamam ben bu işide yaparım",demiş. Kazanı koymuş oçağa... Kaynatmış, kerirmiş, mermere dökmüş..bir turlu tutmamı..Olmadı bir dahha..bu da olmadı bir daha derken..” Bu işte bir yanlışlık var “diyerek,imalete elbiseleri ile,düşmüş yollara, baktık,sabahın köründe,bir elinde cıkara..,dayanmış,bizim Pastahanenin kapısına!.. Bizim,derken,bu satırları yazanın sanmayın ha!..”..hayırdır Memed..bu hal ne dir?..”.Sorma abı!.. hani öğrendik diye,sizede haber vermeden,ezme dökeyim,dedim olmadı.Hani..Size de süpiz yapacaktım.!..” Hele,gir içeri..Eee anlat bakalım Memed!..”.. Bir âlemdibizim Mehmed..Hüseyin Bey de,bizden çekindi ğinden,bize bir şey anlatmıyordu...Hikâye uzunduda.. Mehmed, Burç Pastahanesi'n den,Yakup ustanın yanı na (argo bir deyimle, torpilli, diyelim) usta yardımcısı olarak, taransfer etmiş,vermiştik.

CEMİL,ALMANYA,KÖLN,FORT FABRIKASINDA ÇALIŞIYORDU.KAZA GEÇİRMİŞ  SAKATTI.

Memed usta'da hava,başka... Ustası (Yakup'u) da,mubarek sollamıştı..Çalışanları ve işin sahbını da kafaya almıştı,konuşkan,zeki vemarifetli biriydı.. Arasıra,yanına,giderdik..İmalathâneye inmeden, sesimizi duysun diye,yüksk sesle,”..Memed usta ne yapıyor?..” der, merdivenlerden aşağı iner dik.

Bizim sesimizden tanıyarak,geldiğimiz fark edince,hemen ustanın olduğu tezgah,adaya geçıp, bizi karşılardı.

Hoş-boş'dan sonrada,diğer çalışanlara, yanımızda emirler yağdırırdı.!..Vaziyeti anlıyorduk.”Yakup usta nerede?..(nerde olduğunu bilsek,bile..) sorduğumuzda,..o bugün izinli”..

BİR ZAMANLAR ANKAR'A USTALARI, İSTANBUL'A AYAK UYDURAMAZDI.

Ankara ve İzmir gibi,büyük şehirlerin pastacı ustaları,İstanbul'a ayak uyduramazdı.Bu zenaat bur dadah gelişmiş ve genişti.Ayak uydurmak için,mutlak yüksek yerlerede, Tilla,Baylan,İnci, Pakiş, Baylan,Ronesan,gibi Pastahane ustalarınadan(Tabi iki hepsi deği)pratik yapması,eğitim alması lazımdı.Her meslek böyle idi.Münih'te Mimarlık eğitimi görmuş biri,Türkiyeye geldığınde, Almanya daki uygulamayı yapamıyordu,Türkiye şartlarına uymak zorunda olduğu( bu şartlar,şimdi değişmiş olabilir)gibi,her meslek dalıyda böyle idi.

Yakup(Özçelik) Usta,ta İstanbul'a bir vesile gelmişti de,bir türlü Ankara'yı unutamıyor du.Yaşasa da,Ankara hikâyelerini ondan dinleseydik.

(FINDIKZÂDE'DE BURÇ PASTAHANESİ.İSAK,ARTİS OSMAN,MEMED,(o zaman talebe olan,İzmir'den ziyaret)ADNAN,VEDE BEN,1972 YLILLAR OLMALI)

Bizim memed,biraları içmiş,ağliyor...Kamer'de Kamer... diyor..Normal olarak,bizi sayar,çekinir,böyle şeyler yapmazdı.Bu Kammer de kimmiş? Merak ediyoruz... Meğer,köyde,Yayla'da,küçüklük sevdasıy mış.. Eee o aklına gelmişmişte...

Bu bakımdan efkârlanmış.Dur Memed..-etme Memed.. Bu Kameri bulur sana alırız, Memed!..” diyor,başka ,bir şey demiyorduk.

Dedikya,yaşanmış hayatlar,çook uzundu. Yazmak işide oyle....Ha işe, Ankara otobüs garındaki,karşımızda duran,O,25 sene önceki Memed'dı de..

..VAY ABİCİM SEN MİSİN?..” DEYIP SARILMIŞTIK!..

... uzun bir,şaka ile karışık,işletnmeden sonra,işin aslını anlatık..Şaşkın..”..Vay..xx abi senmi sin?!..” deyip sarıldık,başımızdaki aksaçlarımıza ağlaştık.”.Ey gidi o günler ?..” deyip,”ah-u vahlar” çekmiştik.

DEĞİŞİK MESLEKİ DALLARDA ÇALIŞMAK..

Memed,bu yıllar arasında,çok meslek değiştirmişmiş..Kaynakçılık,İnşaatçılık derken şimdilerde de,Ankara'da bir Otobüs fırmasında bağlı,iç seferi yapan küçük otobüsleri varmış,bu işleri yapıyor muş.. Ankara'raya neden geldiğimizi sormuştu, Ankara'lı (iş adamı geçinen) birisinden ala cağımız olduğunu,onun için buraya geldi ğimizi,adami evinde ve iş yerinde bulamadı ğımızı,şimdi de,Antalya üzerinden,İzmir Çeşme'de(1994'den beri devam eden ve bugün 17 Ocak 2013 de dahi,hâlâ bitme miş) devam edem Mahkeme duruşmasına katılacağımızı,kısaca anlatmıştık.

* "İŞİ BANA HAVELE EDİN,BEN HÂL EDERİM" DEMESİ ÜZERİNE...

Ankara,Yeni Sanayideki, tanıdık, sütkardeşimiz (merhum) Abdurrahim de,”bu işi Memed hal eder, onun çevresi geniş olduğu kadar,girip çikmadığı yer de yoktur..” demiş olduğunu, hatırlatık Memed'e.. Aslında,Abdurrahim,Memed'in otogarında çalıştığını soylemiş,”..."aman ona dikkat edin..” tem bihlerde bulunmuştu,mevzuyu anlamış. Ankaradaki alacak işini,daha sonra,belgeleri vs.Memed'e havale etmiştik.

Gerçekten de, Memed,alacaklı olduğumuz adam (Yalçin B.)'ı ve ortağı,kırtasıyecı kızkar deşini de bulmuştu.Tâ Almanyalara telefonlada, görüştürmüştü.Memed,bu parayı al yarısıde senin olsun!. ”diyorduk sada,Memed, ”..abi..havalar çok sıcak,aksılıkya, üç arabanın da motoru yandı,bana biraz para göndersen!..”der, biz de,vaziyetimiz anlatır,"Memed,onlardan parayı al,işini gör, kullan!..”der,bu işi böylece savardık.

Bu arada,iki çocuklu ailesinden ayrı yaşadığını, bir başkası ile yaşadığı, hoşlanmadığımız duyumları alıyorduk...

* * *

*Yaşanmış hayatlardan...

Devamı var.

Mehmet Ali, Münih,17.Şubart 2013

Yazar Hakkında
0 Yorum
Yorum Yapın