Bizim Artis Osman

Bizim Artis Osman

Yaşanmış,yaşanmakta olan hayatlar...

ARTİS OSMAN,İLK PLÂĞI,”NASIL KANDIM AŞKINA? “ DAN SONRA...

"Birimizin Hayat Hikâyesi,Hepimizin Hayat Hikâyesi Gibidir.” Mehmet Ali

Doğduğu Ana evinde,bu oda senin,bu oda benim“tartışmaların ardından,takımı tarağı toplayıp,baba evinde,Anansinin evlilik odası olan köşteki odasını yeniden elden geçirmiş, ilaveler yapmış,yıllarca boş,viran kalan ocağı şenlendirmişti.Şenlendirmişti de,yıllarca buralara gelmeyen,diğer mırasçıların,”ver yansın”larına da hedef olmuştuştuse de,fuzulî şeylerde inatçi-lığı- tuttuğu kadar,ticarî işler de de,istikrarlı-inata sahip olsaydı-bir mızaca sahip Osman,onlara aldıriş filan etmemiş,hiç kâr getir meyen masraf ları yapmış,hâlâ da yapmaktaydı.Allah,niyetine göre versin de,çok mıraslıyerle -ata yadıgâlarını koruma altına alabilmek güzel şeydi-masraflar,yatırım yapmak..sancılı işlerdi...En azından orada kabırstanda yatan Atalarımız sevinmekteydi. Onların duası herşeye de bedeldi,bizim görüşümüze göre.. Eh..Osman'a da niyetine göreydı.Üç beş kuruşlar birleştirilip Hemşine su,meşrubat atelyesi gibi,hem iştırakçılara, hemde bölgeye faydalı olurdu da..önder lzımdı.. Sular boşuna akışıderinden üzüyor beni.Hele meyvelerin dallarında çürümesi?..

ELİNDE ÇANTA DOLAŞIYOR,GALIBA DOKTOR OLMALI,DİYE İÇ GEÇİRİ YO RUZ.

Sabahın erken saatlerinde kalkıp, köşkün önündeki bahçeye kazıyor,fasülye,kabak töhümlari ekiyor,bizde ister istem ez yardım etmeye çalışıyor uz,daha önce-alattığım yer,Çaykara,Çayırbaşı'nda- inşaat işine yardım etmiş,elimiz,kolumuz,bacaklarımız bir hâl almıştı...

(D.Karadeniz Gezi notları 2-3-4'de anlatmaya çalışmıştık..)

Bahçenin etrafına çeşitli meyve ağaçları tikmiş,biz yemes ekte kolu-komşu,kuşlar yer,ecdadin yaptıkla rını bizde yapalım,düşüncesinde...

Nasıl kandım aşkına,aldattın beni, aldandıma sana.."

Osman,Hüseyin-Ayşe'den olma,Emine,Halil,Zeynep,M.Ali kardeşlerin en küçüğü idi.İlk,Orta okuldan terk,önce ağa beyi mesleği pastacılığı öğrenmiş,daha sonra,abisi onu, İstanbul Aksarayda özel bir müzik evin de eğitime vermiş,Huri Sapan,Hayrı Şahin,Mehmet Altun ile,dersler almış,ilk plâğı,”Nasil kandım aşkına” yapılmış,afişler basılmıştı.Ünlü solistlerin sahneye çıktığı,mehrum Fahrettin Aslan'a ait,Maksim Gazino sun da,afişleri asıl mış,5 bin Tl.da kaparo alınmış,Kınık Plâk evi sahibin kızıyla,kayıplara karışmıştı.Küplere binen,rahmetli, F.Aslan'a ricada bulunmuş,afını talep etmiştik se de,müzik hayatı da sekteye uğramıştı.Pekte mühim değildi?,abisi M.Ali,sağolsundu!..

İzmir'de ticari işlerle uğraşırken,işi oğlanlarından birine terk edip, Mayis ayı denildimi,İzmir de doğup büyüyen,Köy işlerine yabancı olan eşi Zekiye'yı alır,tekrar buralara gelir,bağ-bahçe işleriyle-ken dince,oyalanip duruyordu da,İzmir'de,çocukların başı boştu!..

KIRIM DA,ZALİM STALİN ZAMANINDA SÜRGÜNLER,MAL-MÜLKE EL KOYMA LAR.

Bu yarı taş konak evler,mahalleler taa eski zamanlarda yapılmıştı. Osmanlı döneminde, Rus-Türk-1878-Şavaşlarından çok önce lerin de,de,Kırım'da iş güç sahibi olanlar,bu ana vatanla rını da unutmamış,buralarda bu evleri mahalleri,hayrat çeşmeleri,değir menleri,taşlar döşen miş,merdiven vari yollar,su kanalları yaptırmış lardı.

Bunlardan arta kalanlar ise,eski me zarlıklar, zimbilde küf tütmüş,eski yazı kitaplar.

RİZE,HEMŞİN,TROVİT YAYLASINDA,SAKALARIN TAŞTAN YAPILI YAYALA EVİ,SAĞDA.

Bunların yanın da,mezra'lar,Yayla'larda ki taşkonak,evler...Bunların hikâ yesi de elbette çok uzundu.Sorulması,araş tırıl ması,eski kaynaklar bugünkü Türkçeye çevirlip,Kitaplaştırmak lâzımdı.

BİRDE,KIRIMIN,EN SON EFSANE İSMİ,CEMİLOĞLU'UNDAN DİNLEMEKLÂZIMDI!..

Kırım'in Bolşefiklerin eline geçme siye,bazıları oraları tek etme miş,bazıları da bilinmek üzere,zalim -sol resimde,Almanlar ile saldır mamzlık paktı yapmıştı,ancak... Savşta,Müslümanlar,öncep heye sürmüştü ya..-Stalin zamanın da,vagonlarla ölümlere gönderilmiş, mal-mülklerine el konulmuş, bazıları da,Batum da,yeni iş,mekânlar kurmuş,bazı larıda,burlara gelerek, diğer şehirlere yerleşmiş lerdi.Demir perde duvarların örül mesi ile,daha güzel şartlarda olmak üzere,bu aillerin bir çoğu,bura ları tam terk etme selerde,diğer şehirlere yerleş mış, yıllarca buradaki mekânları kaderine terk edilmişti.

Kimi yıkılmış,kimide,hâlâ ayakta kabilme şansını, buralarda kalanların sayesinde yakalamıştı.Zaman,imkânlar değiştikçe,boşa lan bu evler, Bağ-Bahçe, tarla, ormanlar,şimdilerde,bir çoğuna da devlet baba,bağ-bahçe sıfatını kaybetmiş, ormanlık olmuş diye, yıllarca gelmedığı bu yerlere,el koymuş,vatandaşla-devlet baba mâhkemeler düşmüştü...Daha önceki yazılarımız da ne demiş tik,”Karadenizlinin Tarihi de,Kâderi de aynıdır”.. Bura da ki insanların kaderi de birbirine benzerdi.

Ben,Osman'dan bahsederken,siz,onu,Halil,Mehmet,Yakûp,Yusûf. Cevat,Fikri,sayıp,kabul ediniz...Aşağı yukarı, hepsinin anıl yazıları,bimem ne defterine öyle yazılmış,kaydı düşülmüş, gibiy di... Hep erkeklerden bahsettik, ya o Analarımız, baci,gelin,kız çocuklarımızın çileli hayâtları?..Ki,nice mâni,türkülerde dile getiril mişti... İsterseniz o,mâni,Türkülerden birini,bir kaçını Sizler bu sayfalara ilave ediniz,yahud,okurken.. ara verip,bir tane fısıldayıp, söyleyiniz!..

"Akar Hemşin deresi,Çat düzüne göl olur,büyüğü evle nince,küçüğüne yol olur.” Hemşin'de halk arasında söylenen bir türkü.Al size bir sev dâ türküsü,kim düzmüş,ilkdefa kim-ler söylenmiş meçhul...

O bölge insanı na-otantik-denilen-mal olmuş,plâklarda,kasetler de,-aslı dururken, ahenksız-uydurma sözler ilâve olsa da-yerini almışlardan bir ta nesiydı...

BUNCA DİL DÖKMEMİZE RAĞMEN,HÂLÂ MAL-MÜLK KAVGASI,MIRASÇI LAR.

Anka'ra,Yeni Çarşistanbul Pendik Tersanesini ve daha bir çok projeler imzasını atmış,ay zamanda,mehrüm Menderes Hükümetin de Mimarı olan;

YUSUF ZİYA'NIN KALEMİNDEN,KISA DA OLSA,OKUMAKLÂZIMDI...

Burada,onun bunu soz-sop seceresini yacacak,kayır rakamlar düşecek değiliz.Her memlekette,köy de,kasaba da aynı dert,benzer sıkıntılar.. Hâni,derler ya..” Kefenin cebi yoktu” da,varmışcasına, yer siz tartışma lar, lüzümsüz kalp kırmaları da,buaraya geldik,kız-erkek kardeşler arsın da gördük.Bu tar tış maları,taa İzmirdeyken, çocuktum, kulak müsfiri olmuştum.Her ikiside,rahmetlik olan,babam Hüseyin ile Hasan -amcam -ara sın daydı...Ağabeyine saygili idi..Bugünlerdeki gibi,ileri geri konuş ma yoktu.Edep vardı,saygı vardı.”..Ben hakkımı,ahirette alacağım”gibi laflar sarf etmişti,hiç unut mam,o köye geldiğinde de,bu gibi lafları duymuştum.

Detaylı öğrenmediğime,notlar almadığıma yanarım.

Yâni,İzmir deki kardeşlar(üç kardeş; Hasan,Hüseyin,Şükrü-bir de,İzmir'de ki,-mal-mükle ilişkisi olamayan- Ankara'da üvey kardeşleri-amcam-Yüzüf Ziya-Kırım-1911-18.10.1981 Ankara- rahmetlisi vardı, hepsine de rahmet olsun.)arasında olan,mal-mülkte haksızlık yapılmasıydı. Hatta,İzmir, Kemer altında,altı bakkal,üstü ev olan bir yer vardı, orasını babama vermişlerdi de,o, daha sını istiy or du.Bu evin akibetini de bilmiş değiliz ya...

(ASKERÎ EMEKLISI SUBAY,İSMAİL YENİYURT,RİZE,HEMŞİN, TROVİT YAYALAI'NDA BİR HATIRA.O DA ÇOKTANDIR BÂKİ ÂLEMDEDİR.)

Bilen birleri varsa,söylesede..bizde bile bilse ydik.Nasıp olur,ömür vefâ ederse,gibip kısa bir araştırma yapmayı da düşünmekteyiz.Şimdi bu kar deşlerden birisi,İzmir Karşıyaka mezarlığın da-Hüseyin-1903-1978,öteki de,Köy'de, ki -Hasan-1902 -13.10.1980-Hemşin-evin altında,annesi,babannem,Fatma(Fadi)'nin ayak ucunda,başı na bile bir taşdikilme den yatmaktaydı.

Mırasçıları,(Şükrü-dğ.Hemşin-1904-1993,İzmir-Karabağlar-amcam da olanlar gibi) arkada kalanlara bir ilâve yerine,kelepircesine,satıp-savur muş lardı da,gelip bir mezar taşı yapmamış, yaptırmamışlardı. Ata yadıgarı bu mekânlara,yıllarca gelmemış,bir çivi çakma parası gönder memiş lerdı.(-Hanımından pek çekinen, amcaoğlu olarak, bizi dahi-başkalarını biemeyiz- evine,bir hahve,çay içmeye tavet edemeye çekinen,-kılıbığın böylesi mi,ne desek?,sadece o,de ğil di ya-rahmetli olan,Hamdi,kalacağı yerleri,yeniden tahta filan döçemiş,masraf etmişti.) Ata ya dıgarı evi bağ-bahçe,ormanlıkları,tam korumaya alamamışsa da- ki, çoğuna da, Devlet Baba, ”Orman olmuş”diye el koymuştu.-korumaya Osman almıştı.Bu nereye kadar giderdi..?..O da...herkes gibi fanî olduğuna göre...

SULARIN BOŞUNA AKMASI,DERİNDEN ÜZÜYOR BİZİ...

(AKP iktidarı,şükür,şimdilerde su barajı yapılarak değerlendirildi.)

Bu sıralar,buralara geldiğimiz de,başta sevgili Ayşe (Göçoğlu'nu-Gümüş-Yeniyurt /iki tane Ayşe Yeniyurt var,öteki de,rahmetli Zelkif -amcamızın- hanımı Ayşe,o da,Sakaların mezarlığında yatmakta dır.) ziyaret eylamış,selâm vermıştık.Daha sonra teyzemiz Fatima...

YAKUP,YUSF,DURSUN...

Eee,Yakup abimiz,Yusuf,Dursun kardeşimiz.. dahası da var elbet..Anam'ın ve Teyzem' in kabrıstanlarına,hâlâ,bir taş bile dikilmemişti.Süt anamız- mübarekler,her kesle süt ana yapmışlar,o gözel üm kezleri de ele kaçurmuşlar!- mine , ”..ele ayıptır,anan ızın kabrını yaptırın!..”dediği sesler,hâlâ kulak larım da çınlar...Buayı gördüğüm de,bu satırlara aktar dığım sırada da,iki defa,hüzünlenmiştik,tez ola,nasıp ola bu eksiklikleri de,gidermiş olalımdık. Şimdiye kadar bir çok bu ata değerleri Annem Ayşe'nın sayesine ayak ta tutabilmiştik...Köy de kalanı Köyü,Şehirde kalanda şehir de bir takımım yatırımları olurdu.Misal,yıllarca ben bu toprakları koruyayım,yıllar sonra gel,bu korudu ğum yerlerden beni,bin adalavuralar ile kaçırmaya bak!..Olmaz.Ben burada nöbet tutarken,sen oarlarda-yapabildi ise- mal-mülk sahibi olmuşşun,beni de oratak etmen,bana da bir şeyler vermen lazımdı.Nere de,böyle adeletli,vijdanlı birileri de de?..Öylesine misaller veriyoruz...

BAKARSAN BAĞ-BAKMAZSAN DAĞ OLUR,HESABI

Her ne kadar,ata-büyüklerimiz,geriye kalanları, hakkı ile taksim etmemiş,bugünlere taşınmış olsa lar da,şimdiler de,,burası benim, orası senin” çek işmeleri..Allah,geci n den versin di,henüz adeletli bir şekilde taksim edilme yen,dünyalık-mal- mülk üzerinde, eskileri onararak yaş at maya çalışanlar dan biri,vefaat ederse,bu işleri kimler, hal edip çöz ecekti?..Muhtar değildim ki,bu işleri hâl etsey dik..Kıt olan,bağ-bahçe,ormanları da, dilim dilim yapıp,bir işe yaramaz hâle getirilmesinede itirazı mız vardır.Birlikte olsun,ancak herkesi kandine düşün yeride bilme hakkına sahıp olmasılazımdı. Herşeyin doğrusunu,”biz biliriz”iddiasında da değiliz.Sadece,bize ait olan fikir,düşüncelerimizi beyan ediyorduk,herkes için geçerli olan şeylerdi...

Aslında,hepimiz,”bir tencerenun baluğı-iz”Üsteluk,Havva Ana,Âdem Babadan,gelen nesiliz...

MADEMKİ,LAFLAFI AÇTİ,KİMMIŞ ŞU SAKA-OĞLULARI ?.) “SİLSİLESİNE,KISA BİR GÖZ ATALIM.

Her kes kendi geçmiş,mazî-kuşağını incelese,yahut,birilerine havele etselerdi ,”öyle mi,şöyle mi?..” suphelerine de yer kalmaz,meraklar gün ışığına çıkmış olurdu.Ama siz zahmet etmeyin,ben sizler içinde bu zahmetlere katlanıyoruz. Eh,,geldiğimizde,bir soğuk “macığı”ikram etmenizi, “hak ettuk” deyup bekleyebiliriz!..

(Sağ resimde,bir çoğu dünya değiştirmiş Sakaoğluları'ndan bir hatıra.)

Bu bakımdan, ben,Sakalar,diyorsam,siz bunu yerine,”...”sizinkini koyunuz.. Aşağı yukarı hepimiz, yine,memleketimizın bir deyimi,ağzı ile,”hepumuz bir tencerenun baluğuuz!.”

Başta,hanî,Mahelle ağzı ile,”Sakanunkiler”den bahsedersek,kökleri tâ,Saken devletine, Sakalar (Merkezi Hazar denizin çevresine,(Milâd-Hz.İsâ'nın doğumdan önce)tahminen 6.yy lardan önce,Karadenize,oradan tâ doğu Avrupa'ya doğru yayılmış,hala bugünkü Hırvatistan'da bile,”İstuk,Saka ”soy adlarını taşıyan aileler çoktu.Kimi tarihçiler,İstik-ler,kimi Saken,Batiya doğru,İngilizce,Sykit-ler demiş lerdir. Bu,aile,nesil,Türkî aile soy ağacının bir damarıdır.

(Kırım,Akmecid'de yatan M.Ali dedmin kardeşi Mecid,rahmet olsun)

Dağlara,Körfez-Azak Deniz,Moldeva-Gagavuz'da,Odessa körfesi,Romnaya-Kostence,Varna Burgaz...Saymakla bitmez.Bu bir tarhi konu olduğunda,fazla uzatmadan, Kaçlar dağlarında ve Karadeniz,Akdeniz cığrafyasında,bir çok yer de adlarını taşırlar.

Meselâ,Rize,Hemşin de yer alan,”Uskut Dağı”gibi,bir çok adları almışlardır.

Hemşin Bölgesi de,asıl olarak da üç Aile den oluşmaktadır.Pazar kadastro Tapu Dairesine gidiniz,Eskitürkçe ile yazılı koca kitapta okutunuz. Ben o zaman-1980. yıllar-da,bu işte çalışmış ve eski Türkçe yi söken birisi bulmuş,binrica ile,evinden sırtımla,arabaya, arabadanda,kadastro ya taşımıştık.

Zahmetsız Hiçbir şey olmazdı.

Hz.Ali'ye sormuşlar,”Yâ Ali içinizde en akıllı kimdir?..” Hz.Ali,”İçimizde en çok akıl alan,en akıllımız o dur!..”,der.

Okumak ve haybeyi doldurmak lazımdı.Söz gelimi,boş ambarda,ancak, bilmem neler dolaşırmış...Sakin ha!..,siz siz olun,heybeye çürük elma-armutları koyup, boşuna yorulmayınız!..

* * *

M.Ali Yeniyurt,Münih,4. sy. 7.bölüm.devamı 7.b.de.

Bu yazı,Hemşinvadisi Sitesinde yayında,oradan aktarma. Tarihten Bir Yaprak.Geschichet/Historie

Yazar Hakkında
0 Yorum
Yorum Yapın