Ana Sayfa  /  Yaşanmış Hayatlar  /  Mevsimden Mevsime...
  • Facebook da Paylaş
Mevsimden Mevsime...
  • 15-09-2018
  • 0 yorum

     Mevsimden Mevsime,Sılaya Doğru...     

Sözlerimize,nasıl başlayacağımıza,kifayetsız kalıyoruz.

Tâ Türkiye'nin çeşitli bölgesinden,çağın haberleşme,vasıtası yla gelen resimler,kısada olsa,böyle bir yazı yazmaya zorladı bizi.

BU SATIRLARI,SİZİN YAZDIĞINI KABUL EDERSENİZ...

Bu satırları biz değilde,sizlerin yazmış,aktarmış olduğunu, kabul edelim.

Bizde,merakla okumaya çalışalım.

HANİ, O' ESKİ...

Hani,eski dergi,gazetelerdeki yayınlar,gözünüze takılmıştır.

“Abdulhak Şinası Hısar'dan ,Hamdullah Suphi Tanrıöver'e Mektuplar“ gibi.

Dr.Cihat Fetih Tevetoğlu'ndan ,“Hüseyin Nihal Atsız'a mektuplar.“

Ya da,“Johan Wolfgan,Goethe'den,Friedrich Schiller'e mektuplar."

(Teslis'i,Hz.İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu anlayışını kabul etmeyen,Hristiyanlığın halını eleştiren Goethe,Kur'an-ı Kerim için,“Biz kendisine hayran kılarak iman etmeye zorluyor.“der ve devam eder,“Hepimiz,erinde gecinde İsLâm dininin mesupları olmak zorundayız“,şeklinde yazıları arasında yer alır. (Kilisenin ciddi baskısından korktuğu için Goethe'nın, Müs lüman olduğunu açıklamadığı,ileri sürülür.)

"Muhammed İkbal'dan, Memhmet Akif'a mektuplar“,gibi.

Şaire,yazar "Gülten Çiçek'ten,Mehmet Aili'ye serdeniş mektupları.“

Bunlara ilaveler yapmak, çoğaltmak mümkündü.

DAHA GÜZEL,FERAHLI BİR HAYAT,GELECEK İÇİN...

Kimi aileler,daha güzel bir hayat arzusyla,memleketlerini terk edip, büyük şehirlerde,iş,aş,mekan elde etmek için,ya İzmir'e,ya İstanbul'a,Ankara,daha başka şehirlere gitmiş,oralarda çalışarak,kendi imkânları doğrultu sunda,ev,daire,dukkan elde ederek,hayatlarını idamye çalışmaktadırlar.

 BAZILARI DA,ATA YADIGARI MEMLEKETİNİ TERK ETMİŞ,BÜYÜK ŞEHİRLER'DE HAZIR YEMEYE KENDİLE RİNİ "MAHKÛM "VERMİŞTİLER.

GENELDE,KARADENİZ İNSANI,NERDE OLURSA OLSUN,MEMLEKETLERİ İLE BAĞLARINI KOPARMAZDI.

ARADA BİR GİDER,BAŞTA ATA KABRISTANLARINI ZİYARET EDER,DUA İLE YÂD EDERLERDİ.

(Elbette,bu Örf-Adetler ,Sadece Karadenizliye Ait Değıldı.Memleket,Ülke'nın Doğu-Batı-Güney-Kuzeyı'nde de Sılaya Göçler vardı. Hatta,yaşadığımız Almanya,Fransa, Avusturya,vb.Memleket, Ülkelerde de...)

HEMŞİN'NINÜNLÜ ŞEHİD PAŞA DAYI(ALI PAŞA) TÜRBESİ(Devletçe,yeniden onarılmıştır,bu resmi yıllar önce çekmiştik,Vadâ namazı'nın ardından) BURALARDAN SELÂM OLSUN.

BAĞ-BAHÇE,TARLA,ORMANLIK,MEZRA VE YAYLALARINI ŞENLENDIRILIR.
 HER NE KADAR,ESKİSİ GİBİ OLMASADA,"KARA KOVAN" DENİLEN BAL ÜRE TİMİ,PETEK KOVANLARI, MEŞHÜR HEMŞİN ÇAM,KESTANEBALI,HELE,MİDE ÜLSER HASTALIKLARINA ŞIFA,KOYU SARI RENK TEKİ (ZUĞA MEŞE-ORMANLARINDA,GÜRGEN AĞAÇLARINA ÇEKİLİ PETEKLERDE )MEŞE BALI.

 ESKİ'DEN BAL ŞENLİKLERİ YAPILIRDI.BİZ UZAKLARDA OLDUĞUMUZDAN HER ŞEYDEN HABERDAR OLMAYA BİLİRİZ,BELİK BU ADET DEVAM ETMEKTE İDİ.

Bir başka değişik lezzet kokuda olan,karemiş gibi ünlü, "kara üzüm",hem kurutulur, hemde pekmez yapılır.

("Dede!,sana üzüm saklamışım,hadi gel!..",diyen Sevda,Hemşin,Yeniköy'den selâmlıyor.)

Hatta,bu hayatlar,mani şiir,roman,filimlere yansımış...

* "Aşladım aşlamayı,meyvesini verecek./ Yavrularım yok burda,olursa kim yiyecek?“

* Paçka ile karemiş, bir birine sarılmış! /Ben,kime ne yapmişim, İkbal benden darılmış.“,

Merhum Şaire Göçönün Ayşe Ğala'dan dörtlükler. Benim diyen şairlerin,misralarında  raslıyamayacağınız,mısralae... Şaire den öte,Ana duyguları...

( Merhume Ayşe Ğala,torunları arasında,20 yıl önce, olmalı,İzmir

* * *

 "MEMLEKET SEVGİSİ İMANDANDIR" der, s.a.

MAYIS AYI GELENDE...

(Mayis ayı gelende,Şehirler'den Memleket, Sılaya yolcu luk başlar...

Güz,kış gelince,gerisi geriye...evler,bağ-bahçeler yeniden viran,kimsesiz,Mezarda yatanlar da oksüz kalırdı.)

BAŞTA,YAŞLILAR,EMEKLİLER...

Yaz gelinde,geldikleri köylerine dönüp,ailelerinden kalan eski evlerini onarmakta,yada yeni bir ev yapmaktadırlar.

Eski kolu komşularıyla yeniden sıcak bağlar kurmakla,eskileri yâd edmeye çalışırlar.

Eski ata mezarlıkları ziyeret yapılır, kabristanlar onarılır. 

BİR ÇAY ALIMINDA,BİZMİ MAHMUT...

Köydeki bağ,bahçelerine,ekip biçerler. Arazısında çay olanlar çaylarını toplar,yada yarıcılığan verierledi.

Köyüne giderde,eskiden kalma Yaylalarınada gidip,evlerini onarır, eskisi gibi her vede nerde ise bir kaç inek,keçi koyun olurdu.

Şimdilerde,genelde bunlarla uğraşmayan yeni nesil,adet yerini bulsun diye Yaylasına gider,eski günleri yad etmeye çalışırlar.

Bazılarıda,“onun varda benim niye olmasın“ duygusuyla, yeni bir yayla evi inşat eder.

Artık,eskisi gibi kafana göre ev yapmakta yasaktı,mevzuata göre inşaat ruhsatı almak zorunluğu vardı.

Üstelik,Yaylalara yabancılar kesinlikle mülk sahıbı olamzlardı,illaki yerlı olmaklazımdı.

Yüksek dağlara kar vurunca,güzin yavaş yavaş,Yayladan geri dönüşler başlar...

Bu haberler,gazete,websayfalarında görmek mümkündü. Eskiden,arba,kamyon yoktu,buralara ya atla,yada katırlarla yolculuk yapılır,bir kaç gün alırdı.

Yaylarara  ilk göç,gidişe "Vatovor“ adı verilirdı. Tulumun nazlı,büyülü sesi ile yol alınır,Çat düzünde ilk konaklama yapılırdı.Yolculu iki gün sürerdi.

 BÖLGEMİZ'DE HALK ÇALGISI TULUM'DUR.

 BATILILAR,İSKOÇ,HIRVAT,PORTEKİZ,GÜRCİSTAN'DA,TULUM ADINA,"GAYDA"DENİR.

Arada bir tulum çalma,horon oynama şenlikleri de düzenlenir.

BİR ÇOK ÜNLÜ TULUM SANAÇISI VARDIR.

Remzi Bekar,Mustafa Sırıtlı(rahmetli),Yaşar Yazıcı,Mahmut Turan,Nacı Çorbacı,bunlardan bir kaçı.Kadınlar,örf ve töre icabi kesinlikle tulum çalmazlar,tulum çalan kadın varsa,bizden değildir.

GEÇMIŞ ZAMANLARDA...     

FİRTİNA DERESI,BAŞTAN İKİ IRAMAĞIN BİRLEŞİMİ İLE MEYDANA GELİR.

HOROZUN BOĞAZI, EFSANESİNİ OKUDUNUZ MU HİÇ?..

 HELE,TAŞ KESİLMİŞ 7 GELİN HİKÂYESINI,DUYDUNUZ, DİNLEDİNİZ Mİ ?

Oradan ikiye ayrılan yol,biri Baş Yaylaya,diğeride,resimde gözüken,Tirovit Yaylasına,Tirovit Yaylanın üstünde, zengin otlağı olan, ve Hristiyanlığın hakim olduğu zamanlarda,Kiliseler,oralarda yetişen Papazlar,tâ Kudus'a gönerilirmış.Bazı soylu,elit aillerin çocukları bu okullarda yetiştırırmış.

Dağın arkasında,Palovit,Hapivonak yaylaları vardı.Şimdi bu yerler Çamlihemşin'e bağlıdır.

Daha önceleri Kaza-i Hemşin'e bağlıydılar.

 ASIL HEMŞİN,GOMNO-YALTKAYA'LI OLAN TEFİK İLERİ...

MEZAR TAŞINI SÖKÜP MAHMEME'YE GETİRMİŞLERDİ,ANCAK ESKİ TÜRKÇEYİ SÖKEN PEK YOKTU.

 HANİ ÇAĞDAŞLIK ADINA,DÜNYA'DA İLKLERDEN OLAN,"HARF İNKILÂBİ" YAPILMIŞTI YA!..

Rahmetli Tefik İleri, "Arkadare"dediğimiz yerin damadı ya,burasını,"Hemşin" adına çevirilir,Hemşinde "Orta Köy" olarak değişir.

Bölgehe ahalısı,başta ileri gelennleri itiraz ederler,mezar taşını söküp Mahkeme'ye götürürler. Götürüler de,  okuyan,çözen birini araryıp dururlar. Çok şükür,Pazar'lı eski Hoca-İmamlardan birini alırlar sırtlarına, götürler Mahkeme'ye...

Taşın üstünde,"Ben,Memdoğlularından Veli (...),"Kaza-i Hemşin" Nahiye'sinde..(...)yazılı olduğu görülünce, Hemşin adı yeniden geriye verilir.Arkadere de,"Çamlihemşin" olarak kayıtlara düşer.

Gerçi bu konuları,deyatlı bir şekilde,"karadeniz içinde,dünden bugüne Hemşin" tarihli kitabımızın 2. baskısında da yer almaktadır.) 

Yeniden ana konumuza dönersek...Gurbetten gelenler,bu yadıgâr ev,mekân,ocaklarını şenlendiriyorlar.

BİR ZAMANLARDA...

Eskiden,eşek,katırlarla,tâ Bitlis'ten satıcılar gelirdi,çocukluğumuzdan,akla kalan hatıralardan...

ELEVİT,YAYLASI'NIN,ÜSTÜNDE TIROVİT YAYLASI,ONUN YUKA RISINDA DA...

(Sağ taraftakı yol,Elevit Yaylası'ndan gelir.Bu yol,Tırovit Yaylası üstünde bulunan Baş Yayla yer alır.

(Onun üstünde,meşhür,Çofkun Gölü vardır,sözde bu göl akıntısı,alt gizli bir kanallar,Peygamberler şehri Urfa'ya ulaşırmış)

AŞAĞI VE YUKARI KALELER

* Aşağı Zıl Kale, ve Yukarı olamk üzere, ikitane meşhur kale vardı. ("Her yönüyle Rize“,adı altında Muzaffer Arıcı'nın bir kitabı vardı. Orada kaleler ve diğer mevzularda,detaylı bilgiler yeralır.) Buralara,Pers-Iranlılarda gelmiş,o zamanki dinleri güneşe tapma Mandaizm i aşılmaya şalışmışlartı,tâ bugünkü Gürcitan'a kadar uzanmış lardı.

Bu güzergah bir yerde,alış veriş yolu,uzakları birbirine bağlayan patıka yollardı. ipek yolunun devamı sayılırdı.

Tâ,Çin'den Roma İmparatorluğuna ibek bezi ve ipekli elbiseler getirilir miş, “İpek yolu“ da,buradan gelmektedir.

PERS-IRAN SEFERİNDEN DÖNEN PADIŞAH,HEMŞİN,ZUĞA KONAKLARI'NDA...

Yağuz Sultan Selim Iran seferinden dönerken,Hemşin Zuğa Konakları'na gecelemiş,bir kaç gün burada kalmış,temiz hava,koyu yeşıl tabiatla içiçe yaşaması,Sultan'nın çok hoşuna gitmişti.

Zaten,buralar'da bal mumu giderdi,Devlet-i Âli'nin Sarayına.

 Fırtına deresı,ırmaklar bazen taşar, yolcuları karşıdan karşıya,halat gerilir, yaşlı ve gençler birini sırtı ile karşıya geçerdı,bazende talıhsız olarak, düşenler,fırtına dereye kapılanlar,kaybolup giderdiler.

Arkadan,feryadı fıgan sesleri,karşı yamaçlarda yankı yapardı...

Daha nice yaşanmış hayatlar,"hayatların hikâyeleri "...

Memleketin yaşlılarına,bir hürmet, gidin,"hal hatır" sorun,onlar anlatsın,geçmiş,mazı zamanlardan,sizlerde kayıt edin!..

BİZİM BÖLGENİN İNSANİ AN-ANEVİ,ÖRF VE ADETLERİNE,DİNÎ VECİBELERİNE BAĞLI;HEM YAŞA MAYA,HEM DE YAŞATMAYA ÇALIŞIRLAR. BİR FİKRİ,İDEALI AŞILAMAYA ÇALIŞAN MİSYÖNER GİBİDİRLER.

 BUNLARI,TARİHİ BELGE,MEŞALE GİBİ,RESİMLERİNİ PAYLAŞARAK YAPARLAR.

RENKTEN RENKLI,PÜŞİLİ RİZE,HEMŞİN,GENÇ-YAŞLI KADINLARI.

Bizim bölgelerde,isnisnai durumlar harıç,başı açık kadın göremezsınız,olmaz.Olursa,"deli" delirmiş,olarak gör ülür.

* * *

Uzaktan uzağa naara atmalar,atma türküler...

"Aldı gitti yarumi Paslinun Otobusi,

Mendilumde kuru yer kalmadı ,Silecek göz yaşumi.."

(...)

Hele,Kaleli Bilal Dayı rahmetlisi …

* Rahmetli anam ondan yün alırdı,ponağına varmadan önce uzaktan seslenirdi.“ Oro Bilal Köpeklerunu bağla,korkudan gelemaam! „ derdi,Bilal Dayı da,“ Ka!korkma gel! ,Köpek köpeğin etini yemez!“ şek linde cevap verirdi.

Ponaklar(Etrafı taşla örünü,malların akşam üstü toplandığı yer) da, koyun ları,koyun-malları,onları koruyan koca koca köpek lerini hiç unut mam. Köpekler,gelenleri, havayı kokluyarak, bir art, kötü bir niyet olup olmadığını sezerdı.

SEVDALUKLER,KARŞILIKLI-ATMA MANİ,TÜRKÜLER...

(Memlet,sıla yapanlar,Çat'da çektikleri resmi bizmle paylaşmışlardı.)

* * *

"Akar Hemşin deresı,Çat düzüne göl olur,büyüğü evlenince, küçüğüne yol olur“ gibi serdeniş türküleri...,çayır biçimlerinde, yayık, yağ,peynir,çökerlek yapmalarda söylenen maniler...

At,katır yarışları,boğa güreşleri,Yaylacılığa bir renk katardı..

Eski Milli Eğitim Bakanı rahmetli Kamil Kamiloğlu'nun de bir öküzü vardı.

(Onunda resmini buaraya alırız)

Annem Ayşe'ın,da,“altun“ adına bir boğası vardı.Arpa hamuruyla beslerdi.

 ANAM'IN ALTUN ADLI ÖKÜZ-BOĞASI,YA,KİNALI ADLI İNEĞİ...

Öküz-Boğa,meydana çıktığında, 15-16 ağız “aaha..Ahaa!..“ şeklin ağzim sayar,çagirirdi.Uzunca naara atan boğalar makbuldu.

Kamil Kamiloğlu,daha genç Zonguldak'tan,talebe izine gelir,yengesi Münever'e yardımcı hayvanlarını merada otlatır,çobanlık yapardı.

Bizmde 6-7 baş hayvan vardı,çobanlığa,annemde beni ona teslim ederdi.Taş üstünde dinamit çatlattığımız olurdu...

Ah! O,Yayla Sevdalıkları?..

UNUTULmayanlardan biri,Katırcı Ali Dayı-ki onun hikayesini "Ali Dayınun Oğlu Memed"ayazmış,sayfamızda yayınla mıştık.Tam,5 bin kişi o sayfayı tıkladığını görüyoruz...

Aslinda,Ali Dayı İzmir'in meşhür Aşçılarındandı. Yaşlanınca memle kete gelmiş,bağ-bahçe derken,ek olarakta,Katır,Atla yük taşıyanlardan birisiydi. Bazen,Katırın yükü fazla olurdu,hiç kimseyi kıramaz aldığı yükleri sırında,Yalalara taşırdı.

ÇAYKARA'DA,ATA YADIGARI MEKÂNI ONARAN...

(Yanda,Trabzon,Çaykara'da A.Fındık,Ata yadıgarı Evi onarırken;bizde çok çalışmıştıka..T.foto.Ali)

Katırcılkı moda ya,köyümüzün kadım Hocası Celal Dayı da,bir ara bu işe başlamıştı.Köy'den yaylaya ona teslim etmişlerdi.Hayvanın yükü ağır arada bir dürürdü,buna öfkelnen Celal dayi,değeneğini yere vurarak,“..İşer durur..siçer duru!“,şeklinde tepki gösterirdi.

ORO MAMUD! ALABELOĞI VERSUUN!..

Karamollanın Mahmud'da İzmir,fırında çalışan,kulakları büyük meşhür,Girit Eşeğnı getirmişti. Eşek,bu yamaçlara pek uygun değildi. Annem,ben,bazen,Elevit'e doğru gece yarılarınad,yollar düşer, gece nin karanlılarında,birde hava kapalı,sısli ise,Hanımı bağırırdı. "Oro Mahmud nerdesen?..“ şeklinde ses verip,bağırır,ardınad,“Ala beloğı versun.“,Yıllarca gurbette çalışmış,bir p)

Eşekle açığı kapatma ya çalışiuu,Eee akılsuz Mamud!“,der,hayıflanır dururdu.

(Bunların çoğu dünya değiştirmiş,bir vesile cümlesine rahmetler diliyoruz.)

 TIROVİT YAYLASI'NDA,MAHALLI LEHÇESIYLA "ÖKÜZ" DENİLEN,BOĞALARDAN BİR KAÇI.

                                                                                      ( Foto,Yeliz Zeynep)

TİROVİT YAYLASI,BU SATIRLARI YAZANIN SEVGİLİ ANNESİ'NİN DE,YAYLASI OLUNCA...

Şimdi artık,birçok resim,görüntüler,çağın tekniği ile,uzaklardan WhatsApp'la havele ediliyordu.

Rize,Hemşin,Baş Yayla'da,Nurnberg,Schwabach'tan,gurbetçi,emekli Ziver Sönmez..,arada bir telefon eder,dertleşir,konuşuruz.

* * * 

Dahası mı?..

Hemde,ne kadar...

Her şeyin doğrusunu biz bilemeyeiz.Bilenler,değişik bilgilere sahip olanlar,yazıp göndersinler,memnun olur,yayınlarız.

Birileri bunları derlese de,dünya edebiyatı da,renklenseydı.

(İstanbul,Findıkzâde'de Burç Pastahanesi,soldan İshak Yıldız,Artis Osman;merhrum olan Mehmed(Alidayınun Oğlu Memed" hikâyemiz de yer alan);İzmir'den misafir,talebe emmioğlu Adnan.1970 yıllar, olmalı.)

* * *

BİZ DE,YAŞANMIŞ,YAŞANMAKTA OLAN  HAYATLAR BİTMEZ.

 ŞİMDİLİK,SATIRLARIMIZI NOKTALERKEN...

Hemşin'li Şahir Halıl'ın bize göndermiş olduğu,dortluklerle bağlıyalım;

"Şu gençlık çağımla,hiç yoktur aram.

Başkası olmaz hatırımı soran,

Tâ uzaklara gidip gurnate varan,

Memnunmu hayatından,yoksa perişan!

Çıktım küçük yaşta gurbet eline,

Sende düştün herkes gibi,geçim derdine;

Döneceksen Vatana,iyi bak kendine! Tamahın geçmesin,sakın hristiyan âlemine!“

( 1976-yılları olmalı.)       

İKİ DERENİN BİRLEŞİMİ İLE,FIRTINA DERESİNİ OLUŞTURAN IRMAKLAR,SAĞDAKI 'BAŞ YALA'DAN GELİR;SOLDAKİ DE,TÂ 'TİROVİT YAYLASI'NDAN AKIP GELİR,ÇAMLI HEMŞİN'DEN,PAZAR-ARDEŞEN'DEN KARADENİZ'E AKAR.)

* * *

Mevsimden mevsime,sılaya doğru.

Alican İlay,Münih,14.Eylül 2018

Etiketler : Mevsimden - Mevsime... -
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


RIZE

KÜNYE   I  REKLAM   I  İLETİŞİM   I  SİTENE EKLE